Land Rover Defender’e hayat veren kadın / Hurdadan servet çıkarıyorlar

StoryBox / Özel röportaj

VLC Atelier emsallerinden çok farklı bir girişim. Land Rover ‘Defender’ları hurdadan alıp kişiye özel tasarım yapıyorlar. Şirketin kurucu ortaklarından olan Banu Akyıldız, bu ilginç fikrin nasıl çıktığını, nasıl büyüdüğünü ve işin sırlarını Storybox’a anlattı.. Defender’ları askeriyeden veya piyasadan satın alıp şasesine kadar soyduklarını ondan tamamen kişiye özel çalıştıklarını anlatan Akyıldız, “Otomobil erkekler için aslında bir oyuncak. Herkesin kalbine dokunuyoruz. Bir yaşam hikayesi, yol hikayeleri yaratmaya başladık. Bu felsefeyle de devam edeceğiz” sözlerini sarf ediyor.

Rize doğumlu olan Banu Akyıldız, sonrasında İstanbul’a gelerek ilkokuldan yüksek lisansa kadar tüm eğitimini İstanbul’da tamamlıyor. Çalışma hayatına bir eğitim kurumunda henüz 17 yaşında iken ofis görevlisi olarak başlayan ve 22 yıl aynı kutumda çalışarak yöneticiliğe kadar yükselen Akyıldız’ın kurumsal hayattan kendi işini yapma sürecine geçmesi şirketten ayrılması ile başlıyor.

Akyıldız’ın 22 yıl boyunca çalıştığı şirketten ayrılmasının sebebi artık kendi işini yapmak ve kendi kanatları ile uçmak istemesi. Kendisi gibi düşünen farklı disiplinlerdeki 4 arkadaş bir araya gelip ne iş yapmaları gerektiğini düşünürken, Defender marka araçlara olan ilgileri onları bu değişik yola sokuyor. Akyıldız şöyle anlatıyor:

DEFENDER ALGISINI DEĞİŞTİRMEK İSTEDİK

“2017’de kurumsal hayattan ayrıldım, 2017 ile 2019 arasında farklı danışmanlıklar yaptım ama bende o heyecanı uyandırmadı. O danışmanlıklarda farklı bir şey yapma gerekliliği vardı ve biz 4 arkadaş kendi içimizde Defender ile ilgileniyorduk zaten. Bunu kurumsal olarak nasıl yapabilirizin merakı içinde çalışmalara başladık. Globaldeki Defender üreticileri ve Defender araçları tekrar restore eden gruplarla görüştük, Türkiye’deki nasıl yapıldığına baktık ve 2019’un şubat ayında şirketimizi kurduk.

Biz zaten şirketin kurulumu sırasında globalle çok fazlasıyla görüştüğümüz için daha çok globalden sipariş almaya başlamıştık. Türkiye’deki Defender algısını değiştirmek istedik açıkçası. Çünkü biz günlük hayata uygun Defender’ları restore ediyoruz. Bu araçlar askeriyede vardı, offroad’larda vardı, safarilerde vardı ama günlük hayatta kulllanan kişi sayısı azdı. Hep bir merak vardı açıkçası. Pandemiyle beraber yüzümüzü Türkiye’ye döndüğümüzde biz bunu gördük. Türkiye’de ciddi potansiyelde müşteri kitlesi vardı. Onlara Defender’ı nasıl tekrardan restore edebileceğimizi gösterdik.”

KİŞİYE ÖZEL DEFENDER

4 ortaklı VLC tamamen kişiye özgü Defender yapan bir şirket. Dolayısıyla yaptıkları tüm Defender araçlar birbirinden farklı. Defender tutkunları önce gelip kendisini ve hayalindeki Defender’ı anlatıyor. Akyıldız ve ekibi de müşteri ile önce 2 gün boyunca vakit geçirip kişiyi tanıyor. Hayallerini, o araçta neler yaşamak istediğini, nerelere gitmek istediklerini öğrendikten sonra istekleri doğrultusunda bir iç tasarım yapıyorlar ve Defender’ı yeniden var ediyorlar. Aynı aracı başka biri görüp istese de asla aynısını yapmıyorlar. Gerçi böyle taleplerle pek karşılaşmadıklarını belirten Akyıldız, “İçindeki nakıştan tutun orta konsoluna kadar, üzerine koyduğumuz herhangi bir armadan, halısının rengine kadarki her şeyi kişiye özel yaptığımız için genelde böyle talepler gelmiyor.” diyor.

YILMAZ ERDOĞAN’A ÖZEL TASARIM

Akyıldız, kişiye özel tasarımlarına Yılmaz Erdoğan’a ve bir işadamına yaptıkları aracı örnek vererek şöyle devam ediyor:

“Yılmaz Erdoğan, kendini bize anlattığı zaman geçmişle geleceği o kadar güzel ifade etti ki, çocukluk döneminde dedesinin makam aracıymış. Onları anlattığında biz bunları not aldık. Yılmaz Erdoğan kimdir, nerede yaşamıştır, nerede büyümüştür, çocukları kimlerdir, ne iş yapar… Bunların araştırılması sonucunda onun için bir Defender tasarladık ve içine çok kıymet verdiği evlatları Berfin ve Rodin’i simgeleyen armalar yaptık. Aracı görünce ‘hayatımda aldığım en güzel ödüldü’ dedi.

Tasarımlarımızda biz herkesin geçmişlerini, geleceğini, yaşadıkları yerleri, nerede doğduklarını araştırıyoruz. Mesela önemli bir işadamı bize bir köy evinde doğduğunu ve hayatında en huzurlu anlarının o köy evinin camını açtığı zaman pencereden karşıdaki dağlara baktığında yaşadığını söylemişti. Biz de üşenmedik, Doğu’da bir köydü oraya gittik, oradan bir taş aldık ve o taşı vites topuzunun başına koyduk. Şimdi o müşterimiz vites topuzunu her ellediğinde o günkü hissiyatı yaşadığını söylüyor bize. Bundan daha mutlusu yok bizim için. Kiminin çocukluk dönemine, kiminin ilk aşık olduğu döneme, kiminin askerde yaşadığı o muhteşem duygulara, herkesin kalbine dokunuyoruz. Sadece bir Defender tasarlamıyoruz, insanların yaşamlarını, hayatlarını ve gidebilecekleri yolları, yol hikayelerini onun içine ekliyoruz.”

İşe 100 metrekarelik bir yerde ortaklar harici iki çalışanla başlayan VLC şu anda 2 bin metrekare alanda 40 kişi ile çalışıyor. Giderek büyüdüklerini asıl hedeflerinin globalde tek olmak olduğunu söyleyen Akyıldız, şöyle devam ediyor:

“Biz 2019’da şirketi tamamen çalıştırmaya başladıktan çok kısa sonra pandemi oldu. Hem yurtdışından gelen parçalar hem de müşteri kitlemiz anlamında o dönem bir panikledik ama bir gün bile şirketi kapatmadık. Sonrasında gelen talepleri değerlendirdiğimiz gibi Türkiye’de de bir açılım yapmaya karar verdiğimizde Defender sevenlerden oluşan çok güzel bir müşteri kitlesi olduğunu gördük. Globali hedef koyarak çıkmıştık ama gelen talebin ardından yüzümüzü içeriye döndük.”

ERKEKLERİN OYUNCAKLARINI TEK ELDEN YAPALIM DEDİK

Peki bu değişik iş fikri nasıl akıllarına geldi? Akyıldız, şöyle anlatıyor:

“Profesyonel hayatımda çok iyi çalıştığım ve dostum kardeşim dediğim bir arkadaşım vardı. Onunla aynı anda işten ayrıldık. Eşi Volkan da bu işle amatörce uğraşıyor ve kendine bir Defender yapmak istiyordu. Bir Defender yapması yaklaşık 3.5 yıl sürdü. Türkiye’de kullanılan bir toplama tabiri vardır, toplama şeklinde. Kendi aramızda konuşurken, Volkan da sürekli sanayilere gide gele, biz bu işi yapabiliriz diye düşündük. Otomobil erkekler için aslında bir oyuncak. Neden biz erkeklerin oyuncağını çok daha iyi bir şekilde ve onların istediği şekilde tek elden yapmıyoruz diye yola çıkarak bugünlere geldik.”

ŞASEYE KADAR SOYUYORLAR

Araçları piyasadan ya da askeriyeden satın aldıklarını ve şaseye kadar soyduklarını anlatan Akyıldız, süreci şöyle anlatıyor:

“Üzerindeki bütün parçalar geri dönüşüme gidiyor. Bizim elimizde şasemiz ve ruhsatımız kalıyor. O şasenin üzerine kişi hayalindeki Defender’ı anlatıyor. Tek, çift kabin pikap, station vagon, şu motor özelliği olsun, elektrikli aynaları olsun, elektrikli koltuğu olsun, ısıtması olsun, bunların her birini anlatıyor. Onları anlattıktan sonraki zaman diliminde de kişiselleştirme dediğimiz kısıma, yani tasarıma geliyoruz. Kişi Anadolu motiflerinden, ezgilerden bahsediyorsa biz mesela onu koltuğuna işliyoruz. Ama herhangi bir Anadolu motifi değil, ikonlarını çıkarıyoruz. Konsül tamamen bizim tasarımımız. Oraya çok başka ruhlar veriyoruz. Bir proje sahibi mesela elektrikle problem yaşıyormuş. Ben internete bile bağlanamam, bindiğim araba bozulur, bilgisayarım çalışmaz diye bize geldi. Ne yapabiliriz diye düşündüğümüzde onun konsolunun orta kısmında gerçek ağaç kullandık ki, elektrikle problemi ortadan kalksın. İşe yarıyor mu Bilmiyorum ama duygusal anlamda onu çok güzel etkilediğini gördüm.

Biz yaşanmışlığı anlatıyoruz. Çok ikonik, çok zamansız bir araba. Hiçbir zaman yer yüzünden kaybolmayacak bir otomobilden basediyoruz. Hedeflediğimiz şey geçmişteki mutlulukları gelecekteki mutluluklarla birleştirmek.”

OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KADIN OLMAK

Akyıldız, araçların ortalama teslim sürelerinin 6 ay olduğunu söylüyor. Ama gelen taleplere göre bu süre 1 yılı dahi geçebiliyor. Gelen parçalar hep yurtdışından olduğu için fiyatlama da döviz bazlı. Bir aracın dönüştürülme ücreti 100 bin pound civarından başlayıp iki katına kadar çıkabiliyor.

Peki otomobil gibi erkek egemen bir sektörde kadın olarak var olmak ve başarmak nasıl bir duygu? Şöyle anlatıyor:

“Eğitim sektörünün naifliği ve saygınlığının yanı sıra, otomobil sektörünün inanılmaz bir prestiji var ama çok erkek odaklı bir iş hayatı. Önce kadın olduğun için çok sıcak ve sempatik karşılanmadım. Bu işi yapabildiğini, bu işi gerçekten başarabildiğini gösterdikten sonrasında yavaş yavaş o adımları atmaya ve o basamakları çıkmaya başladım. Hala zorluklarını yaşıyorum. Hem Türkiye’de hem de globalde bile hala otomobil denilince akla erkek geliyor. Bunun zorluğu beni motive ediyor diyebilirim. Bir kadın ne anlar ki mantığı var. Biraz da minyon yapıda olmam sebebiyle, ki bizim aracımız gösterişli ve büyük, yan yana pek koyamıyorlar galiba. Onun için de ağır eleştiri alabiliyorum.”

Dört ortak içerisinden otomobilin içinden gelen sadece bir arkadaşlarının olduğunu söyleyen Akyıldız, “Böyle de olunca siz ne anlarsınız bu işten deyip bizi demotive eden insanlar oldu. Ama bugün onlara bu işten ne kadar anladığımızı ve daha nerelere gidebileceğimizi ispatladığımı düşünüyorum.” diyor.

Genelde iş insanları, sporcular, sanatçılar ve otomobil tutkunlarına hizmet verdiklerini anlatan Akyıldız, hepsinin ortak özelliğinin ise Defender’la bir duygusal bağ kurmaları olduğunu söylüyor. Bu bağı daha da güçlendirmek için otomobilin sahibini bir gün boyunca atölyelerinde çalıştırdıklarını anlatan Akyıldız, “Ben hiçbir şeyden anlamam diyene aracın armasını monte ettiriyoruz. Ama çok keyif alırım diyene, elinden iş gelene, mesela arabamın koltuğunu veya direksiyonu monte ettiriyoruz. O insanların montaj sırasında özel tulumunu giyerek orada bulunması bizi mutlu ediyor. ” diyor.

Yaptıkları işin tamamen referans usulü geliştiğini belirten Akyıldız, şöyle devam ediyor:

“Önce bizi araştırıyorlar, sonra biz kişilerle bir araya geliyoruz ve onları tanıyoruz. Onlara yaptığımız örnekleri gösteriyoruz, otomobillerimizde belli bir kilometre yapmalarını sağlıyoruz. Bir proje sahibi, bir başka kişi gelmeden bize referans oluyor. Biz bugüne kadar referansa çok fazlasıyla proje aldık. İlk yıllar bu biraz zordu belki ama şimdi kendimizi ispatladığımızı düşünüyorum.

2023 ÜÇÜNCÜ ÇEYREĞE KADAR DOLU

Sonuçta biz 30 yıl öncesinin otomobilini yeniden kişiselleştirerek sıfır parçalarla oluşturuyoruz. Ama 30 yıl öncesinin teknolojisiyle şu anının teknolojisi bir değil. 2022’de bir Defender bu şekilde üretilirse nasıl yapılır diye kafa yorduk ve bazı parçaları kendimiz ürettik. Bunu da bir AR-GE birimini kurarak yaptık. Globalde de bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

Şu an 2023’ün üçüncü çeyreğine kadarki tüm hattımız dolu. 2023’te bandımızı genişleteceğiz. Hedeflerimizin başında Türkiye’yi daha iyi temsil edebilmek adına yurt dışında da bazı projeler yapabilmek ve şirketimizin şubelerini yurt dışında da açabilmek var. Ayrıca önümüzdeki sene franchise vermeyi de düşünüyoruz.”

VLC ailesi olarak şirket kurulduğu zaman her yıl için sosyal sorumluluk projesi yapacağımıza karar verdiklerini söyleyen Akyıldız, ilk yıl karbon nötr diye bir proje geliştirdiklerini belirtiyor. Akyıldız, “Bizim otomobillerimiz dizel ve benzinli otomobil. Elektrikli şu an devam ediyor. Benzinli ve dizel otomobilin 20 yıllık karbon salımını hesaplıyoruz. Bunu karbon nötr yapabilmek adına karbon satın alıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bununla ilgili birimiyle görüşüyoruz, onlar için bir karbon satın aldıktan sonra ağaç dikimi yapıyoruz ve böylelikle aracın 20 yıllık salımının ülkemize ve dünyaya zarar vermesini engellediğimizi düşünüyoruz.” diyor.

KOLAY PARA YOK, EMEK VAR

İdol aldığım kişinin rahmetli babası olduğunu söyleyen Akyıldız, “Hem iş hayatında çok başarılıydı, çok iyi bir babaydı, çok iyi bir insandı. Bize ilk önce insan olmayı, sonra başarılı olmayı öğretti. Benim için hayatta ondan başka idol alabilecek kimse olduğunu düşünmüyorum. Bir önceki patronum, kıymetli bir insandı. Bana iş hayatında neler yapmam ve neler yapmamam gerektiğini bana çok iyi gösterdi.” diyor.

Kolay para diye bir şey olmadığını para kazanmak için emek sarf etmek gerektiğini anlatan Akyıldız, şöyle devam ediyor:

“Gençlere bu anlamda çok üzülüyorum. Ama haklılar da. Şu anda sosyal medya çok caydırıcı özelliklere sahip. 12 saat çalışıp, ya da 8 saat çalışıp alabilecekleri parayı, çok daha basit yöntemlerle kazanabileceklerini düşünüyorlar. Kısa vade için evet ama üretmek, kendilerine bir şey katmak adına bir sonucu olmadıklarını anlatmaya çalışıyoruz. Biz otomobil üretirken bu işi yapan bir çok arkadaşımız var, burada mesela çırak arkadaşlar çok kıymetliler bizler için. Ama onları bulmakta çok zorluklar çekiyoruz. Elimizden geldiği kadar çıraklık okullarından kişileri alıp meslek öğretmeye çalışıyoruz. Çünkü hayatta çok önemli bir şey var, meslek, üretmek. Siz her şekilde para kazanabilirsiniz. Ama bir mesleğiniz varsa hep para kazanırsınız.

Ben insanların şansı yakaladığını düşünüyorum, şans sizi bulmuyor. Bazen bazı yerlerde denk geliyorsunuz ama siz şansınızı kendiniz yaratıyorsunuz. Siz yola çıkmazsanız, durduğunuz yerde o şans sizi bulmaz.”

spot_img

SON YAZILAR

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR