test

“İşçi yokluğundan hatları bile çalıştıramıyoruz”

Türkiye bir yandan işsizlikle boğuşurken, bir yandan da sanayiden ‘eleman bulamıyoruz’ sesleri yükselmeye devam ediyor. Bununla ilgili son açıklama da İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı’dan geldi. Eleman sıkıntısının had safhada olduğunu söyleyen Taycı, eleman yokluğundan bazı hatları çalıştıramadıklarını, bunun da ihracatı olumsuz etkilediğini söyledi. Öte yandan Taycı, kamuoyundaki kuraklık endişelerine karşın baharda gelen yağmurlarla birlikte bu seneki buğday rekoltesinin 19 milyon tondan 21 milyon tona çıkacağını ve ekim alanlarının giderek genişlediğini kaydetti.

Türkiye ihracatının önemli kalemlerinden olan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü buğdayda hasat dönemi startını Silivri’de verdi. Burada bir açıklama yapan İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı, bu yıl buğdayda 21 milyon tonluk, arpada ise 8 buçuk milyon tonluk bir rekolte beklediklerini belirtti. Otoritenin buğday tarafında ton başına bin TL’lik arpada ise 500 TL’lik bir sübvansiyon desteği verdiğine işaret eden Taycı, “Bunlar çiftçinin son derece hoşuna giden destekler. Bundan dolayı görüyoruz ki tahıl ürünlerinde her geçen yıl ekim alanları daha fazla genişleyip büyüyor. Bu da bizim ihracat imkanımızı daha fazla artırıyor” dedi.

Haziran sonu itibarıyla 5,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerinin bilgisini paylaşan Taycı, “Yılın ikinci yarısı ilk yarısından her zaman biraz daha hareketli ve yüksektir. Dolayısıyla, 13 milyar dolarlık ihracat hedefimizi yakalayacağımız kanaatindeyiz. İstanbul İhracatçılar Birliği özelinde baktığımız zaman haziran ayında 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani, İHBİR özelinde bir önceki yıla göre yüzde 13’lük bir büyüme gösterdik. Genel hububat sektörü olarak baktığımızda ise geçen yılın ilk 6 ayına göre yaklaşık yüzde 3’lük bir büyümemiz söz konusu. Un ihracatında hala açık ara bir numarayız. Makarna ihracatında tonajsal manada bir numarayız. Unlu mamuller, şekerli mamullerde de büyüme hızımız geçmiş yıllardaki hızıyla aynı devam ediyor. Her yıl yaklaşık yüzde 8’lik bir büyüme performansını devamlı korumaktayız.” dedi.

“ÇALIŞTIRACAK ELEMAN BULAMIYORUZ”

Sektörde ciddi anlamda çalışan sıkıntısı olduğunu dile getiren Taycı, “Hem fabrikalarımızdaki tarım ürünlerini işlerken hem de tarlalarımızda ekim ve hasat yapılırken Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde fabrikalarımızda işçi bulmakta ciddi problemler yaşıyoruz. İşlenmiş tarım ürünleri grubu olan şekerli, kakaolu ve unlu mamullerde ihracat tarafında ciddi siparişlerimiz var. Fakat yeterli personel bulamamaktan dolayı çalıştırmadığımız hatlarımız da var. Bununla ilgili birtakım önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.” dedi.

İhracatla ilgili son bir yıldır en önemli sorunlardan bir tanesinin sabit kur olduğunu ifade eden İHBİR Başkanı Kazım Taycı, şöyle devam etti:

“Yüksek kurdan kastımız, kurlarımız enflasyonla birlikte hareket etsin ve enflasyonun altında ezilmeyelim. ‘Yurt dışına fiyatlama yaparken maliyetlerimizi tutturabilelim’ amacıyla kur beklentimiz var. Halihazırda finansmana ulaşım noktasında önemli sorunlarımız devam etmekte. Fakat, bununla ilgili önemli çalışmalar olduğunu gözlemliyoruz. Tarım ve işlenmiş tarım ürünlerinde ihracatı artırabilmemiz için geçtiğimiz yıl kapasite kullanım oranlarının yaklaşık yüzde 80’lerde olduğunu düşünecek olursak ciddi anlamda yeni yatırımlara ihtiyacımız var. Yani, müesseselerimizde kapasite artırımlarına ve çeşitliliklere ihtiyacımız var. Bunun için de yatırım finansmanı konusunda destek almalıyız. Bunlar bizim en önemli konularımız. Özellikle hububatta ve tahılda zaman zaman birtakım haberlerden dolayı otoritenin hızlı karar alması ile ani kısıtlamalar oluyor. Örneğin; nohutta, mercimekte, diğer bakliyat ürünlerinde bu kısıtlamaları görebiliyoruz. Bunlar da zaman zaman bizi sıkıntıya sokabiliyor. Bu konuda da temennimiz şudur ki özel sektörle yani, üreticilerle ve ihracatçılarla birlikte bir değerlendirme neticesinde bu açma-kapama ve kısıtlama durumlarının gerçekleşmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz.”

AB’YE İHRACATTA ARTIŞ BEKLENTİSİ

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de bu yıl buğday rekoltesindeki yüksekliğin, hem iç pazardaki ihtiyaçların karşılanmasına hem de ihracat tarafındaki artışlara çok büyük katkısı olacağını belirtti. Gültepe, “2022 yılında özellikle tarım sektörü çok büyük bir artış gösterdi. Sahadaki rakamları baz alınca, ikinci yarıda bütün tarım sektöründe Türkiye’nin her bölgesinde oluşan rekoltelerle normal artışın üzerinde bir artış olacağını görüyoruz. Bunun da hem ihracata hem üretime hem de istihdama çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” dedi.

Avrupa ile yakınlaşmanın Türk ihracatçısı açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Gültepe, İhracatın yarısının Avrupa’ya yapıldığını ve büyük bir pazar olduğunu vurguladı. Gültepe, “Son bir yılda Avrupa Birliği tarafında biraz talepte daralmalar yaşanıyor. Özellikle Rusya ve Ukrayna savaşının etkilerinden dolayı ve Türkiye’de maliyetlerin artması ile hem talepte düşme hem de kayma var. 2023’ün ilk 6 ayında Avrupa’ya yüzde 2,6’ya yakın bir artış oldu ama önümüzdeki dönemlerde hem siyasi ilişkilerin gelişmesi hem de Türk insanının o bölgelerdeki yatırımları, ilişkileri daha iyi bir şekilde yürütmemize neden oldu. Talepte de bir daralma, ekonomide bir durgunluk olmazsa rakamların özellikle temmuz, ağustostan sonra artacağını tahmin ediyoruz.” dedi. Her sektörün kendi büyüme stratejisini ortaya koyduğunu belirten Gültepe, “Şu anda tarım sektörü dünyada son iki-üç yılda 1 buçuğa kadar pay alıyor. Dünya un ihracatında zaten bir numarayız. İşte, nasıl un konusunda birinciysek, ‘diğer sektörler nasıl birinci olabilir?’ konusunda da çalışmalar yapılmalı. Tabii, mevcut durumda kapasiteleri yüzde 90’ın üzerinde kullanmalıyız. Kapasite kullanım oranları şu an düşük, önce onları doldurmalıyız. Böylece, çok rahat bir şekilde 300 milyar doları yakalayabiliriz.” dedi

“ÖNCE TARIM SONRA MADEN”
Türkiye’nin en stratejik ve en önemli sektöründe önce tarım akabinde madenin geldiğini dile getiren İMİB Başkanı Rüstem Çetinkaya ise, “Tarım ve maden her zaman çok değerlidir diyoruz ve tarımı bir numaraya koyuyoruz. Tarımın çok önemli girdileri var; toprak, tohum, su ve bunun devamında da gübre. Mineral gübrelerin tamamı potasyum fosfattır ve maden ürünüdür. Dolayısıyla tarım madensiz olmaz. Bu anlamda tarım ve madeni birbirlerinin karşıt sektörü gibi göstermek isteyenlere inat biz, bugün buradayız. Hep beraberiz. Yerin altını da üstünü de planlayarak, stratejik değerlendirmeliyiz. Zengin topraklarımızın, fakir bekçileri olmak zorunda bırakılırız. Biz, bugün mineral gübrede maalesef dışa bağımlıyız. Bu anlamda gübre ihtiyacımızı da karşılamalı, bunun için de daha çok maden ürünü üretmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

spot_img

SON YAZILAR

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR