Kadın Sürücüler Özgürlüğü Seçiyor

 

Otomobil kullanmayı bir zorunluluktan öte bir deneyim ve yaşam alanı olarak gören kadınlar, direksiyon başında özgürlüğü ve keyfi merkeze alıyor. Kadın sürücüler arasında iletişim, dayanışma ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi amaçlayan Women Drivers Network tarafından gerçekleştirilen kapsamlı anket, Türkiye’de kadınların sürüş alışkanlıklarını, beklentilerini ve trafikte karşılaştıkları zorlukları çarpıcı verilerle ortaya koydu.

Yıllardır trafikte yer alan, bakımından parkına kadar aracının sorumluluğunu üstlenen kadın sürücüler, güvenli sürüş ihtiyacının da en çok farkında olan kesim olarak öne çıkıyor. Ancak tüm bu deneyime rağmen, kadınların yarıdan fazlası trafikte kendini hâlâ güvende hissetmiyor.

Kadınlar otomobil kullanırken “özgür” hissediyor

1145 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ankete göre kadınların çok büyük bir bölümü aktif olarak otomobil kullanıyor. Katılımcıların %82’sinden fazlası düzenli şekilde araç kullandığını belirtirken, otomobilin kendileri için ne ifade ettiği sorusuna verilen yanıtlar, direksiyon başındaki motivasyonun en güçlü şekilde “özgürlük” kavramıyla örtüştüğünü gösteriyor. Kadın sürücülerin yaklaşık %71’i otomobili özgürlükle tanımlarken, keyif, sorumluluk ve güvenlik kavramları daha geride kalıyor.

Yılda 5.000-10.000 km aralığında aktif sürüş

Anket sonuçları, kadınların direksiyon başındaki deneyim seviyesinin de oldukça yüksek olduğuna işaret ediyor. Katılımcıların yarıdan fazlası 15 yıl ve üzeri süredir otomobil kullandığını ve yine büyük bir çoğunluğu uzun yıllardır ehliyet sahibi olduğunu belirtiyor. Yıllık kat edilen mesafeler incelendiğinde ise kadın sürücülerin önemli bir bölümünün yılda 5.000 ila 10.000 kilometre aralığında aktif sürüş yaptığı görülüyor. Bu tablo, kadınların trafikte “deneyimsiz” olduğu yönündeki önyargıların gerçeklikle örtüşmediğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Kadınların yüzde 88’i çocuklarını otomobil kullanmaları konusunda teşvik ediyor

Kadın sürücüler yalnızca kendi sürüş deneyimlerine değil, yeni neslin direksiyon başına geçmesine de destek veriyor. Ankete katılanların yaklaşık %88’i çocuklarını otomobil kullanmaları konusunda teşvik ettiğini belirtirken, çok küçük bir kesim bu konuda çekince taşıyor. Bu yaklaşım, sürüş kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılmasında kadınların rolünü de görünür kılıyor.

Yüzde 57’si bakım konularıyla kendisi ilgileniyor

Araçla kurulan ilişki yalnızca sürüşle sınırlı değil. Kadınların önemli bir bölümü otomobilin periyodik bakım süreçlerini de bizzat takip ediyor. Katılımcıların %57’si bakım konularıyla kendisinin ilgilendiğini ifade ederken, araçların büyük çoğunluğunun da doğrudan sürücünün kendi adına kayıtlı olduğu görülüyor. Kadın sürücüler, araçlarını başkasının kullanmasına ise daha temkinli yaklaşıyor; neredeyse yarısı zorunlu olmadıkça otomobilini başkasına vermeyi tercih etmiyor.

Yüzde 70’ten fazlası araç kullanırken navigasyon kullanıyor

Sürüş alışkanlıkları incelendiğinde kadınların yarıdan fazlasının hem şehir içi hem de şehir dışı sürüşten keyif aldığı, navigasyon uygulamalarının ise neredeyse vazgeçilmez hale geldiği görülüyor. Katılımcıların %70’ten fazlası araç kullanırken navigasyon kullandığını belirtirken, lastik tercihinde dört mevsim lastiklerin öne çıktığı dikkat çekiyor. Elektrikli araçlara ilgi ise henüz sınırlı düzeyde; katılımcıların büyük çoğunluğu akaryakıtlı araçları tercih ediyor.

Anketin en dikkat çekici sonuçlarından biri, kadınların trafikte kendilerini ne kadar güvende hissettikleriyle ilgili veriler oldu. Katılımcıların %54’ü trafikte kendini güvende hissetmediğini belirtirken, kadın sürücülerin büyük çoğunluğu trafikte diğer kadınlarla bir dayanışma hissi yaşamadığını ifade ediyor. Bu durum, WDN’nin hedeflediği iletişim ve dayanışma ağlarının neden bu kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

“Zorlanmıyorum” diyenler ilk sırada

Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri, katılımcıların %74,6’sının trafikte diğer kadın sürücülerle bir dayanışma hissetmediğini belirtmesi. Bununla birlikte, kadın sürücülerin daha dikkatli olduğu görüşü % 54,6 evet – % 45,4 hayır olarak toplum içinde neredeyse ikiye bölünmüş durumda. Trafikte yaşanan zorluklar arasında “zorlanmıyorum” diyenler ilk sırada yer alsa da, mobbing, yoğun trafik ve hız baskısı kadın sürücülerin en çok dile getirdiği sorun alanları olarak öne çıkıyor. Park etme konusunda ise katılımcıların büyük bölümü kendine güveniyor. Öte yandan, olası bir trafik kazası durumunda yapılması gerekenler konusunda bilgi seviyesinin çoğunlukla “kısmen” düzeyinde kalması, güvenli sürüş ve trafik bilincinin geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Nitekim ankete katılan kadınların yaklaşık % 70’i, ehliyet alındıktan sonra mutlaka güvenli sürüş eğitimi alınması gerektiğini düşünüyor. Bu oran, kadın sürücülerin öğrenmeye, gelişmeye ve daha güvenli bir trafik ortamına duyduğu ihtiyacı net biçimde ortaya koyuyor.

Women Drivers Network, bu anketle birlikte kadın sürücülerin yalnızca direksiyon başındaki varlığını değil, beklentilerini, endişelerini ve potansiyelini de görünür kılmayı amaçlıyor. WDN, kadınların trafikte daha güvenli, daha özgüvenli ve daha keyifli bir sürüş deneyimi yaşaması için sesini yükseltmeye, çözüm önerileri üretmeye ve güçlü bir sürüş kültürünün yaygınlaşmasına katkı sunmaya devam ediyor.

spot_img

SON YAZILAR

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR