Malatya Pazarı’nın Oxfordlu patronu | Tohumları milyon dolara satmadı

Türkiye son yıllarda üretim ve ihracat alanında önemli atılımlara imza attı. Bu alanlardan birisi de kuru yemiş. Fındıktan fıstığa, çekirdekten kuru kayısıya 170’ten fazla çeşit üretim yapan ve dünyanın dört bir yanına ihracat yapan Malatya Pazarı Murat Palancı, bir yandan da inovasyon ve Ar-Ge ile büyümesini sürdürüyor. Bu alanda önemli yatırımlara imza atan Oxford mezunu Murat Palancı, kendi ürettiği hibrit kabak çekirdeği ile bugün dünya gıda devlerinin de odağında… İşte 151 yıl önce kurulan ve bugün 4. Kuşak ile Malatya Pazarı Murat Palancı olarak yoluna devam eden markanın hikayesi...

1962 yılında İstanbul’da doğan Murat Palancı, çalışma hayatına çok ufak yaşta başlayan isimlerden. 7 yaşında iken Mısır Çarşısı’ndaki dükkanda çalışmaya başlayan Palancı aynı anda okul hayatını da başarı ile devam ettiriyor. Üniversite eğitimimin bir kısmını Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, bir kısmını da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamladıktan sonra devlet bursu ile İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’ne yüksek lisansa gidiyor. burada iki yıl boyunca verimlilik üzerine eğitim alıyor.

1986 yılında Türkiye’ye geri döndükten sonra ise aile şirketi olan Malatya Pazarı’na giriyor. Palancı o dönemi şöyle anlatıyor:

ÜRETİM KARARI İLE AİLEDE YOL AYRIMI

“Ülkemizde üretilen kuruyemişlerin pazarlaması, işlenmesi, paketlenmesi ve dağıtımı çok ilgimi çekti. Perakendeciliğin yanında işin bu tarafına girmeye o zaman karar verdim. Dağıtım da yapalım, üretim de yapalım, ihracat da yapalım diye düşündük. Aileme bu fikrimi açtım ve fabrikanın yapımına karar verdik.

Babam ve amcam şirketin o dönemdeki sahipleriydi. Kuzenlerimle beraber çalıştık. Daha sonra, ülkemizdeki mukadderat diyebiliriz, bir yol ayrımına gitmek durumunda kaldık. Firmamızın ismini Malatya Pazarı Murat Palancı olarak değiştirdik.”

80 BİN TON ÜRÜN İŞLİYORLAR

Murat Palancı, işin biraz daha endüstri, yani üretim, dağıtım ve ihracat tarafında. Perakendede de yavaş yavaş büyüyorlar. Şu anda Türkiye’de 5, Almanya’da ise 2 satış mağazaları var. Bundan sonraki hedefi perakendedeki mağaza sayısını artırmak.

Murat Palancı, kurdukları fabrikada yılda ortalama 80 bin tona yakın ürün işlediklerini belirtiyor. Bunun önemli bir kısmı ham madde olarak gelirken, bir kısmı da bitmeye yakın yarı mamül şeklinde geliyor. Onlar doğrudan paketleniyor ancak hammadde olanlar fabrikada kavruluyor, paketleniyor ve o şekilde sevk ediliyor.

Palancı, Türkiye’nin neredeyse tamamına yakınından ürün aldıklarını söylüyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yaklaşık 170 çeşit ürün fabrikada pişiriliyor, işleniyor ve paketleniyor.
Ürünler 18 ülkeye de ihraç ediliyor. İhracatın önemli bir bölümünün AB ülkelerine yapıldığını kaydeden Palacı, Seyşeller’e kadar ürün gönderdiklerini ifade ediyor. Peki yurtdışında en çok hangi ürünler tercih ediliyor? Palacı şöyle anlatıyor:

“Antep fıstığı ve fındık Türkiye’de çok üretiliyor ama dünyada çok bulunmuyor. Bunun dışında incir ve kayısı gibi ürünler de dünyanın başka coğrafyalarında çok fazla üretilmiyor, bize mahsus. Onun dışında tabi ki lokum da çok talep ediliyor. Sevilen bir tat, özellikle çeşnili olanlar… Çinliye bile lokum yedirdik.

Ama bizim ürünlerimiz arasında dünyada bilinenler iki elin parmakları kadar. Mesela bizde ay çekirdeği tüketiliyor, bu ürün İngiltere’de ve Almanya’da kuş yemi olarak biliniyor. İnsanlar tüketmiyor. Ya da leblebi, nohutu yani. Bizim insanımız snack olarak, çerezlik olarak tüketiyor. Orada insanlar nohutu yemek olarak yiyorlar, asla çerezlik olarak tüketmiyorlar. İşte belki biraz yer fıstığı. “

Palancı, kuruyemiş üretimine inovasyonu da kattıklarını ve bu sayede dünya literatürüne giren 4 farklı hibrit kabak çekirdeği üretimi yaptıklarını belirtiyor. Palacı, şöyle devam ediyor:

KABAK ÇEKİRDEĞİ TOHUMLARINI İSRAİLLİLERE SATMADI

“Hibrit üretimi biraz meşakkatli bir iştir, zor bir iştir, üretimi az çıkar. Dekar başı verimleri çok azdır. Ama işte bir yığın özelliği var. Az su ister, hastalığa dayanıklıdır, çok ürün çıkartırsınız, dekar başı ürünleri 60-80 kiloyken, bizim ürünümüz 250 kilo verir. Dolayısıyla daha küçük bir toprakta, daha az bir metrekarede, daha fazla ve kaliteli ürün alırsınız. Biz hibriti üretiyoruz, çiftçiye veriyoruz. Başlangıçta kaç sene de ücretsiz dağıttım çünkü çiftçiye bunu anlatmak zor, yepyeni bir şey. Onlar bildikleri yöntemle yapıyorlar ve bilmedikleri tohumu asla ekmek istemiyorlar. Çalıştığımız insanların önemli bir kısmı hep eski nesile mensup insanlar. Bu insanları ikna etmek çok kolay değil.

Bu ürünlerin genlerini ben kasamda kilitli tutuyorum, asla kimseye vermiyorum. Ekilecek zaman sayıyla teslim ediyorum ve sayıyla teslim alıyorum. İsrailliler uydudan takip etmişler benim hibritleri bulmuşlar. Ürünlerimi almak için inanın milyon dolar teklif ettiler ama hiç birini vermedim.”

Palancı, bu ürünleri geliştirirken devletin ve TÜBİTAK’ın desteklerinden yararlandığını belirtiyor. Palancı, “Bu konuda devletin olağanüstü destekleri var ve kullanmak isteyenlere bunu açıyor. Onun dışında Tarım Bakanlığı bu işe çok önem veriyordu, onlardan da önemli ölçüde destek aldık. Hem maddi destek, hem bilgi, know-how desteği, hem de teknoloji desteği verdiler. O sayede yapabildik.” diye anlatıyor.

Palancı, inovasyonun her zaman işin merkezinde olduğunu belirterek, yaptıklarını şöyle anlatıyor:

“İlk attığımız adım Ar-Ge ile çalışarak yeni ürünler çıkarmak oldu. Hurmayla yapılan bar şeklinde ürünler, ya da yine bar şeklinde kuru meyvelerle yapılan ürünler. Değişik kombinasyonlarını yaptık bunların ve çok da tuttu. Bunun dışında kaplamalı ürünler, çerezlik olarak tüketilen ürünler, değişik cipsler derken ürün çeşitliliğimiz çok arttı. Son 3 yıldır sadece üretim teknolojimizi yenilemekle zaman harcıyoruz.”

KURUYEMİŞ BUZDOLABINDA SAKLANMALI

Palancı, kuruyemişin nasıl saklanması gerektiği konusunda da önemli ipuçları veriyor:

“Kuruyemişi kavanoza koymak lazım, cam kavanoz. Başka hiçbir yöntemi yoktur. Ondan sonra da buzdolabına konulmalı. Buzdolabı inanılmaz bir ortamdır, kuruyemişin en sevdiği ortamdır. Birincisi karanlık, ışık almıyor, dolayısıyla nefaseti bozulmuyor. İkincisi soğuk, 4 derece. Dolasıyla içerisinde hiçbir şey üremiyor. Acıma dediğimiz peroksidin yükselmesi olmuyor. Herşeyi, tuzlu ya da tuzsuz, kavanozun içerisine koyup buzdolabında muhafaza etmelisiniz.

spot_img

SON YAZILAR

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR